Make your own free website on Tripod.com

Hastaların Merak Ettiği Konular

 


Kulak Kiri

Diğer adıyla buşon, aslında dış kulak yolu cildinden salgılanan ve kulak kanalını temizlemeye yarayan bir salgıdır.   Bu salgı fazla üretilirse veya dışarıya atılamazsa içeride birikir, tıkanıklık hissi, işitme kaybı, kulakta bir şey var hissi, kaşıntı yapabilir.  Özellikle kulağa su kaçar ve içerdeki kir ıslanırsa ani olarak kulakta tıkanmaya neden olabilir.   Üç şekilde temizlenebilir.  Ya basınçlı suyla yıkanır, ya aspiratör denilen vakum yapan cihazlarla temizlenir, ya da buşon küreti denilen bir aletle çıkartılır. Ne şekilde temizlenirse temizlensin kişinin bünyesi bunu yaptığı içinkulak kiri yeniden oluşacaktır. Oluşma süresi kişiden kişiye değişir kimisi 2-3 ayda bir, kimisi 3-5 yılda bir kulaklarını temizletir. Kulak iltihabı, ekzeması, kulak mantarı gibi rahatsızlıkları olanlar, kulak zarında delik bulunanlar kesinlikle kulaklarını yıkatmamalılardır.

Başa Dön

Kulak Çınlaması

Dişaridan hiçbir ses veya elektiriksel uyarı gelmeksizin kulakta veya başta işitilen çınlama,uğultu veya gürültü gibi her türlü sese ´´tinnitus´´, kulak çınlaması denir. Bir hastalık ismi değildir. Bir şikayet, semptomdur. Sebebi araştırılmalıdır. Yine de sıklıkla bir neden tesbit edilemez. Hastanın duyduğu sesi doktor veya yakınındaki başka biri de duyuyorsa objektif kulakçınlaması, sesi yanlızca hasta kendisi duyuyorsa subjektif kulak çınlaması adı verilir. Objektif kulak çınlamaları daha çok damarsal hastalıklarda ve sinir-kas hastalıklarında (nöromuskuler hastalıklar) görülür. Subjektif kulak çınlamalarında neden kolay kolay tesbit edilemez. Kulakla ilgili testler yapılır.  Başka sistemik hastalıklarda da oluşabileceği için rutin biyokimyasal kan tetkikleri yapılır. Beyin dokusu ve iç kulağı gösteren bilgisayarlı tomografi veya manyetik resonans tetkikleri istenebilir. Boyun bölgesinin filimleri, boyundaki damarlardan geçen kan akımını ölçen doppler ultrasonografi gibi tetkiklere gerek duyulabilir. Çınlamalar kulaktan kaynaklanan nedenlerden gelebildiği gibi; depresyon, anksiyete gibi nedenlerden, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, boyun bölgesinde aşırı kireçlenmelerden, kandaki kolesterol seviyesinin fazla yüksek olmasından da kaynaklanabilir.

Başa Dön

Kulak Akıntısı

Kulak kanalından dışarıya doğru sıvı bir akıntı gelmesi kulakta bir hastalık olduğunun işaretidir ve önemsenmelidir. Bazen koyu kıvamlı, kahverengiden kızıla veya hafif sarıya kadar değişen renklerde akıntılar olabilir bunlar genellikle kulak kiridir. Dış kulak yolu ve orta kulak iltihaplarında, dış kulak yolunun ekzemasında, kulak mantarında akıntı görülebilir. Uzun süredir devam eden akıntılar kronik orta kulak iltihaplarında ve kronik egzemalarda görülür.

Başa Dön

Kulak Ağrısı

Kulakla ilgili hastalıklarda olabildiği gibi kulak dışındaki bir çok bölgenin rahatsızlıklarında da kulağa vuran ağrılar görülebilir. Orta kulak iltihaplarında, dışkulakyolu ve kulak kepçesinin iltihaplarında kulak ağrısı olur. Bunların dışında :

_Çene ekleminin hastalıklarında

_Sinüzitte

_Diş çürüklerinde

_Gırtlak kanserinde

_Boyun kireçlenmesi veya boyun bölgesindeki omurlardaki hastalıklarda da kulakta ağrı görülebilir

Başa Dön

Orta Kulak İltihapları

Orta kulak ; kulak zarının arkasındaki boşluktur. İçerisinde örs, üzengi, ve çekiç adı verilen kemikler bulunur. Ses bu kemiklerin titreşimiyle iç kulağa iletilir. Bu boşlukta sıvı birikmesi ve sonrasında mikropların buraya ulaşması sonucu orta kulak iltihabı oluşur ve çocuklarda daha sık rastlanır. Mikroplar bu bölgeye orta kulaktan genze doğru açılan ve östaki kanalı denilen kanallar yoluyla ulaşırlar. Çocuklarda bu kanalın yapısal özelliğinden dolayı orta kulak iltihabı daha sık görülür. Tıptaki adı otitis media dır.

Başlangıçta işitme azlığı yapar, kulak tıkalı gibi gelir ve içeriden sesler duyulur. Şiddetli ağrıya yol açar. Küçük çocukların elini kulağına götürmesi, uykuda huzursuzluk, nedensiz ağlamalar ve işitmesindeki azalma aileyi şüphelendirmelidir. Genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takip ederek gelişir. Kulakta akıntı başlaması kulak zarının delindiğini gösterir, ağrı azalır. Akut orta kulak iltihaplarında kulak zarındaki delinmeler uygun tedavilerle düzelebilir ve kulak tamamen normale dönebilir.

Sık sık tekrarlayan orta kulak iltihaplarında geniz eti olup olmadığı, allerjik bir bünyenin bulunup bulunmadığı, kronik bademcik iltihabı veya sinüzitin olup olmadığına dikkat edilmelidir.

Başa Dön

Orta Kulakta Sıvı Birikmesi

Kulak zarının arkasındaki boşlukta sıvı birikmesi durumudur. Mikroplar ulaşmadığı sürece orta kulak iltihabı oluşmaz. Ağrı yoktur. Ancak işitme kaybı mevcuttur. Nedeni orta kulaktan genze doğru açılan östaki kanalı adı verilen, orta kulağa hava taşıyan kanalların iyi çalışmamasıdır.  Burnu tıkayan her olay veya östaki kanallarının çalışmasını bozan her durum sıvı birikimine yol açabilir.

En sık üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra görülür. Çocuklarda çok daha sık rastlanır. Çünkü östaki kanalının anatomik yapısı fonksiyonların çabuk bozulabilmesine neden olur. Geniz eti büyümelerinin,bademcik iltihaplarının ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının çocukluk çağında daha sık olmasıda diğer nedenlerdir.

Öncelikle ilaç tedavisi uygulanır. Tedaviye rağmen düzelme olmazsa çocukta buna yolaçabilecek nedenlerin araştırılması gerekmektedir.  Geniz eti, bademcik problemi, sinüzit olup olmadığı,allerjik bir bünyenin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Geniz eti mevcutsa ameliyat gerektirir ve ameliyatla geniz eti alınır ve kulaklara tüp takılır. Tüpler kulak zarına yerleştirilir ; içerideki sıvının dışarı boşalmasına ve orta kulağa hava girmesine yardımcı olur. Östaki kanalı normal fonksiyonuna dönünce tüpler kendiliğinden düşer veya doktor tarafından çıkartılır.

Yetişkinlerde orta kulakta sıvı birikmesi önemli nedenlerden de kaynaklanabilir. Görüldüğü taktirde nedeninin mutlaka tespit edilmesi gerekmektedir. Özellikle geniz bölgesinin endoskop denilen kameralarla iyi bir şekilde muayene edilmesi gerekmektedir. Burada gelişebilecek tümöral oluşumlar orta kulakta sıvı birikimine neden olabilir.

Başa Dön

İşitme Azlığı

İşitme kaybına neyin sebep olduğunu anlamamız için nasıl işittiğimiz hakkında birşeyler bilmemiz gerekir. Dış kulağımız ses dalgalarını toplayan bir çanak gibi hareket etmektedir. Bu dalgalar kulak kanalından geçer ve kulak zarında titreşim oluşturur. Bu titreşim orta kulakta bulunan kemikçikler aracılığıyla iç kulağa iletilir; burada salyangoz denilen organ mevcuttur. Salyangozun içi sıvı doludur, bu sıvı titreşimlerle hareketlenir; elektriksel titreşimler oluşur ve beyine iletilerek anlamlı seslere dönüştürülür.

Sinirsel tipte işitme kaybı; kulak salyangozundaki veya oradan çıkıp beyine giden sinir yollarındaki bozukluk sonucu oluşur. Yaşa bağlı veya gürültüye maruz kalmakla oluşan işitme kayıpları böyledir.

İletim tipi işitme kaybı ise dış kulak yolundan başlayıp iç kulağa kadar uzanan bölümdeki bir rahatsızlık sonucu meydana gelir. Örneğin kulak kiri, kulak zarının delik olması, orta kulak iltihapları, orta kulakta bulunan kemiklerdeki kireçlenme gibi durumlar bu tür işitme kaybı yapar.

Nadir görülen ani işitme kaybı adı verilen bir tip işitme kaybında da birkaç dakika veya saat içerisinde işitmenin birden kaybolması gibi bir durum oluşabilir. Kulakta uğultu başlar, baş dönmesi eşlik edebilir. Kulak muayenesi normaldir. Ancak işitme testi ile teşhis konulur. Sinirsel tipte bir işitme kaybıdır. Tedavi yöntemleri değişmekle birlikte önemli olan en kısa zamanda tedaviye başlanmasıdır.

Sinirsel tipte oluşan işitme kayıplarında geri dönüş ani işitme kaybı denilen hastalık dışında olmaz. İletim tipi işitme kayıplarında ise neden tespit edildiğinde ona yönelik tedavi uygulanır.

Başa Dön

Otoskleroz

Işıtme kaybına ve kulak çınlamasına , uğultusuna neden olan ilerleyici bir rahatsızlıktır. Orta kulaktaki üzengi (stapes) kemiğinin iç kulağa temas ettiği bölgede yeni kemik oluşumu sonucu kireçlenme meydana gelmesiyle ses dalgaları iç kulağa yeterince iletilemez ve işitme kaybı oluşur.%50-60 oranında ailesel kökenlidir.Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülür . Hastalık kadınlarda hamilelik sırasında veya sonrasında belirginleşir.Giderek ilerleyen bir işitme kaybı mevcuttur.En önemli yakınma kulaktaki uğultudur.Hastaların bir kısmı gürültülü ortamlarda daha iyi duyduklarını söylerler. Nadiren baş dönmesi de eklenebilir.Otosklerozlu hastayı konuşmasından tanımak mümkündür.Hasta karşı tarafın konuşmasını işitme azlığı nedeniyle tam olarak takip edemezken kendisi de normalin altında alçak bir sesle konuşur.

Kulak muayenesinde kulak zarları normal olarak görülür.Teşhis için kulakla ilgili işitme testlerinin yapılması gerekir.Bunlar pure ton odiogram , timpanometri ve stapes refleksleri testleridir.Teşhis yapılan testlerle kesinleştirildikten sonra tedavisi ameliyattır.Ameliyatta kireçlenen kemik çıkartılıp yerine bir protez yerleştirilir. Ameliyat olanağı olmayan veya sağlığı ameliyata elverişli olmayanlarda işitme cihazı kullanılır.

 

Başa Dön

Meniere Hastalığı

-Nöbetler şeklinde gelen baş dönmesi krizleri

-Başlangıçta dalgalanmalar gösteren sonradan sabitleşen işitme kaybı

-Kulak çınlaması

-Bazı hastalarda görülen kulakta basınç ve dolgunluk hissi

mevcuttur.

Erken dönemlerde kalın ses tonlarında daha sonra tüm ses tonlarında işitme kaybı oluşur.İç kulakta labirent denilen organın rahatsızlığıdır.Labirent organının içinde bulunan endolenf adı verilen sıvınınartıp basınç oluşturması sonucu meydana gelir.

Orta kulak iltihabı , travma , sifiliz , alerji ve lösemi gibi hastalıklar meniere hastalığına neden olabilirler.Baş dönmeleri bulantı ve kusma ile birliktedir.20 dakika ile 24 saat arasında değişen sürelerde sona erer .Gerginlik , sıkıntı ve tuzlu diyet şikayetleri başlatabilir.Kulak çınlaması , kulakta dolgunluk veya basınç hissi olabilir.Hastanın baş dönmesi krizi sırasında şuuru hep açıktır.Bilinç kaybı yoktur.İşitme kaybı vardır.İşitme kaybı baş dönmesi krizlerinden sonra normale döner , ama yıllar içerisinde kalıcı tipte işitme kayıpları oluşur.

‘Gliserol testi’ denilen baş dönmesi krizi sırasında yapılan test tanının konması açısından önemlidir.

Tedavi ; Hastada sıvı veya hormonal dengesizlik , alerji veya stress varsa önce bunlar ortadan kaldırılır daha sonra diyet ve ilaç tedavisine geçilir.İlaç tedavisinden sonuç alınmazsa veya baş dönmesi krizleri giderek şiddetleniyorsa ve hastanın günlük yaşantısını etkileyecek seviyeye geldiyse cerrahi tedavilere baş vurulur.

Başa Dön

Baş Dönmesi

Kişinin dış dünyayı kendi çevresinde dönüyormuş gibi yada kendisini uzayda dönüyormuş gibi hissetmesi halidir. Baş dönmesinin neden kaynaklandığını tespit etmek zordur. Bu konuda bazı sorular bize yardımcı olur.

-Oda mı dönüyor yolsa düşme hissi mi mevcut?

-Bayılma veya bilinç kaybı oluyor mu?

-Yürüyüş bozukluğu var mı?

-Baş dönmesi ne zaman başladı?

-Sürekli mi yoksa ataklar halinde mi oluyor?

-Ataklar halinde oluyorsa bir atak ne kadar sürüyor?

-Ataklar hangi durumlarda ortaya çıkıyor?

-Birlikte işitme kaybı veya kulak çınlaması var mı?

-Birlikte bulantı kusma var mı?

-Baş dönmesinin ortaya çıktığı veya arttığı pozisyonlar var mı?

-Daha önce böyle bir şikayetin olup olmadığı

-Sigara ve/veya alkol kullanımının olup olmadığı

-Kafa travması veya herhangi bir ameliyat geçirip geçirilmediği

önemlidir.

Bunlardan sonra kulak burun boğaz muayenesi,nöroloji muayenesi, dahiliye ve gerekirse göz muayenesi yapılması uygundur. Kulakla ilgili olarak bazı işitme testleri yapılır. Kafa, boyun ve iç kulağı gösteren bilgisayarlı tomografi veya MR (manyetik rezonans) gibi filimler istenebilir.

Kulaktan kaynaklanan baş dönmelerinde genellikle işitme kaybı, kulakta çınlamalar, kulakta dolgunluk hissi gibi kulak şikayetleri de eşlik eder. Kişinin bilinci tamamen yerindedir. Bulantı, kusma da olaya genellikle eşlik eder. Yürüme de zorluk vardır genellikle bir tarafa doğru yalpalamaya eğilim olur. Başın değişik pozisyonlara çevrilmesiyle oluşan baş dönmeleri de kulaktan kaynaklanma ihtimali yüksek olan baş dönmeleridir. İleri yaşlardaki baş dönmeleri genellikle kan dolaşımındaki bozukluklar sonucu oluşur. Boyundan geçen damarlarda daralmalar tespit edilebilir.

Baş dönmesinin nedeni tespit edilirse nedene yönelik tedaviler yapılır. Ancak sıklıkla belirgin bir neden bulunamadığından şikayetleri gidermeye yönelik ilaç tedavileri verilir.

Başa Dön

Burun Tıkanıklığı

Burun tıkanıklıklarında ne zamandan beri başladığı, tek veya iki taraflı olup olmadığı, arttıran ve azaltan faktörler, sürekli veya zaman zaman oluşması, birlikte bulunan diğer şikayetler, travma olup olmadığı, kullanılan ilaçlar, kulak veya solunum sistemiyle ilgili başka hastalığın olup olmadığı, sigara ve alkol alışkanlığının bulunup bulunmadığı önemlidir.

Fizyolojik burun tıkanıklıkları, normalde de insanlarda belli aralıklarla burun etlerinde şişmeler bağlı olarak oluşabilen burun tıkanıklıklarıdır.  Pozisyona bağlı olarak bir tarafın üzerine doğru yatan insanda o tarafta burun tıkanıklığının oluşması normaldir; enfeksiyon olması bunu artırır.

Östrojen artmasına bağlı olarak menstürasyon döneminde ve kızlarda puberte, olgunlaşma döneminde tıkanıklıklar artabilir. Anksiyete( sıkıntı hali), stress, sinirlilik gibi durumlarda da tıkanıklık artabilir.

-Burundaki yabancı cisimler

-Nazal polip denilen burunda oluşan etler

-Burun etlerindeki büyümeler (konka hipertrofileri)

-Burun kanatlarının basık olması gibi burnun anatomik yapısındaki bozukluklar

-Burun kemiğindeki eğrilikler (septum deviasyonu)

-Geniz eti

-Burun içinde tümöral oluşumlar

-Burun enfeksiyonları;nezle, sinüzit gibi

-Allerjik nezle gibi

.  durumlarda burun tıkanıklıkları oluşur.

Nedene yönelik tedaviler uygulanır . İlaç tedavisi ve gerekiyorsa ameliyat yapılır.  Burundaki etleri küçülterek burun tıkanıklıklarını gideren spreylerin veya damlaların uzun süreli kullanılması sakıncalıdır. Birsüre sonra daha fazla burun tıkanıklıklarına neden olabilir.

Başa Dön

Burun Kanaması

Günlük hayatta sıkça karşılaşılan bir durumdur. Genellikle kendiliğinden yada hastanın müdehalesiyle duran bir kanama olmasına rağmen bazen tüm müdehalelere rağmen durdurulamayıp hayatı tehdit eden bir durum haline gelebilir. Genellikle burnun ön tarafından kanama olur. Bu tür kanamalar kolay teşhis edilip tedavi edilir. Burnun arkasından olan kanamalar zor teşhis edilir, tedavisi de daha zordur. Bu durum genellikle hipertansiyon, damarsertliği gibi başka bir hastalığı olan yaşlılarda ortaya çıkar.

-Burun travması

-Burun iltihapları

-Üst solunum yolu enfeksiyonları

-Allerjik rinitler

-Burun içerisinde tümöral oluşumlar

-Septum deviasyonu denilen burun kemiğindeki eğrilikler

-Burun içerisindeki yabancı cisimler

-Kabuklanmanın fazla olması

-Hemofili, lösemi gibi pıhtılaşmayı etkileyen hastalıklar

-Kanı sulandırıcı ilaç kullanımı

Burun kanaması ihtimalini artırır. Sık sık tekrarlayan kanamalarda ve kanamanın çok zor durdurulduğu veya durdurulamadığı durumlarda hemogram denilen kansayımının ve kanama zamanı, pıhtılaşma zamanı, PT, PTT denilen pıhtılaşmadaki bozuklukları gösteren tetkiklerin yapılması uygundur. Bazen tüm incelemelere rağmen bir neden tespit edilemeyebilir.

Acil bir durumdur. Panik yapılmamalı baş hafifçe öne doğru eğilip burnun iki kanadı elin işaret ve baş parmağı ile sıkıştırılmalı ve beş dakika beklenmelidir. Yaşlı hastalarda mümkünse mutlaka bir tansiyon ölçülmelidir.  Burnu sıkıştırmakla kan durmuyorsa acilen hastaneye başvurulmalıdır.

Başa Dön

Koku Alma Bozukluğu

İnsan hayatının kalitesini etkileyen bir duyudur. Koku alma bozukluklarında; koku duyusu tamamen kaybolmuş olabilir, duyuda azalma olabilir, normal insanlara göre duyuda artış olabilir, ortada koku yayan madde yokken koku algılaması olabilir, mevcut koku yanlış algılanabilir, kokuları kötü koku şeklinde algılama olabilir.

-Burun tıkanıklıklarına yol açan durumlar(septum deviasyonu,burun etleri, enfeksiyonlar, tümöral oluşumlar gibi )

-Geniz eti

-Üst solunum yolu enfeksiyonları

-Sinüzit

-Kafa travmaları

-Kafa içi tümöral oluşumlar

-Yaşlanma

-Bazı kimyasal maddelerin solunması

-Estetik burun ameliyatlarından sonra

-Psikolojik hastalıklarda

-Vitamin eksikliklerinde ( Özellikle A, B6 ve B12 yetmezliklerinde)

-Çinko yetmezliğinde

-Bakır yetmezliğinde

-Bazı ilaçların kullanımında (Metranidazol, Amfoterisin B, Captopril, Etokrinik asit, Kodein gibi maddeleri içeren ilaçlar )

koku alma bozuklukları oluşabilir.

Başa Dön

Allerjik Nezle

Burunda kaşıntı ardarda gelen hapşırmalar, su gibi burun akıntısı, boğazda kaşınma, gıcıklanma, gözlerde sulanma ve kaşıntı gibi şikayetlerle seyreden bir hastalıktır. İki çeşittir;

Birincisinde, özellikle şikayetler belli mevsimlerde yoğunlaşır. İlkbaharda ağaç ve çiçek tozlarının etkisiyle, yazın da çimen ve yabani otların etkisiyle kişide şikayetler oluşur. İkincisinde, yıl boyunca her dönem veya her gün yukarıdaki şikayetlere rastlanılabilir. Tipik olarak ev tozları, hamam böcekleri, küf, hayvan tüyleri veya artıklarına karşı hassasiyeti olan insanlarda oluşur. Havadaki tozların konsantrasyonuna bağlı olarak şikayetlerde değişiklikler görülebilir. Zaman zaman burun tıkanıklığı, geniz akıntısı başlıca şikayetleri oluşturur. Geceleri kötüleşip uyumayı engelleyebilir. Sabahları nezle hali ve arka arkaya hapşırmalara da çok rastlanır. Alerjide kalıtımın rolü vardır anne veya babada alerji varsa çocukta olma ihtimali de yüksektir. Alerjik nezleli çocuklarda astım görülme veya oluşma ihtimali de yüksektir.

Alerjik kişilerde kronik boğaz şikayetleri, sinüzit, kulak enfeksiyonları daha sık görülür. Alerjik şikayetleri olan kişilerde alerjik deri testleri yapılır ve nelere karşı alerjisi olduğu tespit edilmeye çalışılır.

Tedavi öncelikle ilaçlarla yapılır. Ancak sadece ilaç kullanımı yeterli değildir. Neden olan maddelerden uzak durulmalıdır. Örneğin ev tozu alerjisi varsa evdeki halı ve örtüleri ayda en az iki defa özel deterjanlarla yıkanması gerekir. Ayrıca toz filtreleri kullanılabilir. Elektrikli süpürgelerin sulu olanları tercih edilmelidir. İlaç tedavisinden yeterli verim alınmazsa alerjik deri testlerinden elde edilen sonuçlara göre aşı tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi çocuklar ve gençler açısından düşünülebilir, belli yaşlardan sonra aşı tedavisinin faydası olmaz. Aşı başarılı olursa kişinin o maddeye karşı hassasiyeti azalır veya kaybolabilir. Ancak kesinlikle alerjik nezle tamamen bitti anlamına gelmez, yıllar içerisinde başka maddelere karşı da alerji gelişebilir. Aşı tedavisine bir yıl devam ettikten sonra hiçbir değişiklik olmadıysa devam etmenin gereği yoktur.

Başa Dön

Burun Kemiğinde Eğrilik (Deviasyon)

Burnun içerisinde burun deliklerini ikiye ayıran, önde kıkırdak, arkada kemikten oluşan bir yapı mevcuttur. Doğum sırasında veya sonradan gelen darbelerle ya da kalıtsal olarak bu yapıda sağa, sola kaymalar veya kırılmalar oluşabilir. Buna halk arasında burun kemiğinde eğrilik, tıpta ise septum deviasyonu adı verilir. Burunda dışarıdan da eğrilik olabileceği gibi, dışarıdan tamamen düzgün görünen bir burunda da kemik eğriliği ( deviasyon ) bulunabilir.

Burun tıkanıklıklarına, üst solunum yolu enfeksiyonlarının uzamasına, sinüzit oluşmasına, geniz akıntılarına, baş ağrılarına yol açabilir. Boğazda kuruma, gıcıklanma, çabuk yorulma, horlama şikayetlerine neden olabilir.

İlaçla tedavisi yoktur. Ameliyatla düzeltilmelidir. Genç yaşlarda bir sorun oluşturmuyor gibi görünse de yaş ilerledikçe solunum problemlerinde artmalar, kalple ilgili sorunlar doğurabilir. 18 yaş doldurulduktan ve kemikler olgunlaştıktan sonra ameliyat edilmesi uygundur. Ancak bazı özel durumlarda daha erken yaşlarda da müdehale yapılabilir.

Başa Dön

Sinüzit

Yüz kemiklerinin içerisindeki boşluklara sinüs adı verilir. Sinüsler elmacık kemiklerinin içerisinde, alın bölgesinde, ve gözlerin iç yanlarında bulunurlar. Bu boşlukların iltihaplanmasına sinüzit denir.

Şikayetler hastalanan sinüse ve hastalığın dönemine bağlıdır. En sık görülen şikayet bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkan baş ağrısıdır. Ağrı akut sinüzitin önemli bir bulgusudur. Kronik sinüzitler genellikle ağrıya yol açmazlar. Ağrının yeri hastalanan sinüse göre değişir. Elmacık kemiklerinin içindeki sinüste (maksiller sinüs) hastalık varsa ağrı yanaklarda, üst dişlerde hissedilebilir. Gözün iç kenarındaki sinüsler (etmoid sinüs) hastalanırsa gözlerin arasında veya arkasında hissedilir. En arkada, kafa içindeki sinüs (sifenoid sinüs) hastalanırsa enseye bile vuran ağrılara rastlanabilir. Alın bölgesindeki sinüsler (frontal sinüs) hastalanırsa alın bölgesinde ağrılar oluşur.

Akut sinüzitte tek taraflı veya iki taraflı iltihabi burun akıntısı görülür. Geniz akıntısı oluşup boğaz ağrısı, boğazda gıcıklanma ve öksürüğe yol açabilir. Ancak bazen akıntı olmaz o zaman baş ağrısı şiddetlidir. Burun tıkanıklığı, ateş, halsizlik daha belirgindir.

Kronik sinüzitte akut alevlenme olmadığı sürece ağrı olmaz. Az miktarda geniz akıntısı olabilir. Burun tıkanıklığı şikayeti fazladır. Kronik farenjitin en sık nedenlerinden biri de kronik sinüzitlerdir.

Akut sinüzit ilaç tedavisine iyi cevap verir. İlaç tedavisine cevap vermeyen akut sinüzitlerde, kronik sinüzitlerde veya sinüzite bağlı komplikasyonlar geliştiğinde ameliyat gereklidir.

Sinüslerin durumunu en iyi gösteren filmler bilgisayarlı sinüs tomografileridir. Ameliyat düşünülen hastalarda muhakkak çekilmelidir. Çekilen filmlerde bazen sinüs içerisinde kist dediğimiz oluşumlara rastlanır. Genellikle bir şikayete yol açmazlar. Boyutları büyükse ameliyat gerektirir.

Başa Dön

Farenjit

Ağzımızı açtığımız zaman dilimizin arka tarafında, bademciklerin arasında kalan bölgeye farenks denir. Bu bölgenin iltihaplanmasıyla veya tahrişine bağlı oluşan rahatsızlıklarına farenjit denir. Boğazda takılma, gıcıklanma, bir şey varmış hissi, yangı, yutkunurken ağrı, boyun bölgesine yayılan ağrı ve sızlama şikayetlerine yol açabilir.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarında çoğunlukla farenjit mevcuttur. Sinüzitte, nezlede, gripte farenjit hastalığa eşlik eder.

Kronik farenjit uzun süreli boğazda rahatsızlık hissi, yutma sırasında ağrı, nadiren kulağa vuran ağrıyla kendini belli eder.  Boğazda yanma, karıncalanma, dışarı atılamayan yabancı cisim hissi şeklinde şikayetlere rastlanabilir.

-Tekrarlayan akut farenjitler

-Burun tıkanıklıkları sonucu ağızdan solunulması

-Aşırı alkol ve sigara kullanımı

-Allerjik ve allerjik olmayan kronik nezle ve sinüzitlerde sürekli oluşan geniz akıntılarının yaptığı tahriş

-Aşırı soğuk veya sıcak gıdalar

-Kuru ve kirli hava

-Diş ve dişeti hastalıkları

-Aşırı boğaz temizleme

-Mide problemleri, midedeki asit salgısının fazla olması

kronik farenjite yol açabilir.

Başa Dön

Bademcik İltehabı

Ağız içindeki bademciklerin dışında dil kökünde,genizde de bademcik dokusu vardır. Bademcik dokusunun iltihabına tonsillit denir. En sık neden olan mikrop Agrubu Beta hemolitik streptokoklardır. Daha çok çocukluk çağının hastalığıdır. Bademcik iltihabında şikayetlerin ortaya çıkışı genellikle anidir. Hafif ateş, halsizlik, bitkinlik sonrası yutma ile artan boğaz ağrısı, kulağa vuran ağrı gibi şikayetler görülür. Ses değişiklikleri, ileri derecede halsizlik, tüm vücutta ağrı, gece aşırı terleme ve ateş yükselmesi olur. Boyun bölgesinde şişlikler görülebilir. Bazen bademcik apsesi olur. O zaman hasta ağzını açamaz Genel durum daha da kötüleşir; insanlar doğru düzgün konuşamaz, yemek yiyemez. Bu durumda apse doktor tarafından boşaltılır.  Bademcik apsesi gelişen birisi iltihap geçtikten sonra bademciklerini aldırtmalıdır. Bademcikler ne zaman alınmalıdır:

-Bademciklerin aşırı büyük olması solunum yollarını tıkanmasına, uykuda nefesin durmasına neden olabilir. Ayrıca yemek yerken zorla yutmaya neden olup gelişme geriliği yapar

-Bademciklerden birinin büyük olması veya giderek büyümesi durumunda

-Bademciklerde hastalık olmadan üzerinde beyaz beyaz şeylerin oluşması durumunda bunlar kötü koku yapar, yutma sırasında boğaza batabilir. Bunlara bademcik taşı denir ; hastayı çok rahatsız ediyorsa bademcikler alınabilir

-Bademciklerden durdurulamayan kanamalar olması halinde

-Tekrarlayan bademcik iltihaplarında;-Son üç yılda her yıl üç veya daha fazla

-Son iki yılda dört veya daha fazla

-Son bir yılda 5 veya daha fazla tekrarlayan bademcik iltihabı geçiren kişilerde

-Bademcik apsesi geçirenlerde

-Bademcik iltihabına bağlı romatizmal ateş, böbrek hastalığı gibi durumların oluşmasında

-Difteri taşıyıcılığında

bademcikler alınır.

Başa Dön

Geniz Eti

Burun deliklerinin arkasından ağza doğru açılan boşluğa geniz denir. Geniz eti aslında geniz bölgesindeki bademcik dokusuna verilen addır. Büyüdüğü zaman şikayetlere yol açar. En sık burun tıkanıklığı yapar. Uyku sırasında ağız açık kalır, horlama vardır. Gün içerisinde de ağız aralık kalır.  Uzun süredir geniz eti varsa yüz ve çene yapısında değişiklikler oluşur. Çocuklarda uzun yüz, üst dudakta yukarı çekme, üst kesici dişlerin açıkta kalması gibi değişiklikler olur.

Orta kulaktan genze doğru açılan kanallar (östaki kanalları) mevcuttur. Bu kanallar kulağa hava taşırlar. Geniz eti nedeniyle bu kanalların çalışması bozulabilir. Kulak zarlarında çökme ve orta kulakta sıvı birikmesi oluşabilir. Bu durumda işitmede azalma olur. Geniz eti olan çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonları da sık gelişir. Tekrarlayan ortakulak iltihapları sıktır. Sinüzit genellikle mevcuttur ve tedaviye cevap vermez.

Geniz eti ilaç tedavisiyle küçülmezse ameliyat gerektirir.

Başa Dön

Geniz Akıntısı

Burnumuzun arkasından aşağı boğazımıza doğru bir akıntının hissedilmesi halidir. Normal şartlarda burun ve sinüsleri döşeyen tabakadaki salgı bezlerinden 200-500 mililitre salgı üretilmektedir. Bu salgılar solunum yoluyla alınan yabancı maddeleri tutar, içindeki maddelerle mikroplarla savaşır. Ayrıca solunumla alınan havanın nemlenmesine yardımcı olur. Sigara içenlerde, kirli ve tozlu ortamlarda kalınması durumunda, üst solunum yolu enfeksiyonlarında, sinüzitlerde, allerjik kişilerde, burunda yabancı cisim olduğunda, septum deviasyonu dediğimiz burun kemiği eğriliklerinde ve bazı hormonal bozukluklarda geniz akıntısında artma olur. Akıntının koyulaşması, sarı yeşil renk alması iltihabı düşündürür. Yol açan neden tesbit edilirse nedene yönelik tedaviler uygulanır. Ancak bazen neden tesbit edilemez ve semptomatik tedavi uygulanır. Bazı insanlarda bünyesel olarak sekresyon fazla üretilir ve uygulanan birçok tedaviden fayda görmez.

Başa Dön

Beta Mikrobu

Boğazda iltihaplanmaya yol açan bir mikroptur. Tıptaki adı A grubu Beta hemolitik streptokoktur. Bulaşıcı özelliği vardır ; öksürük, hapşırma, yakın konuşma ve öpme yoluyla bulaşabilir.

Boğaz ağrısı, yüksek ateş, yutma güçlüğü, halsizlik, eklem ağrısı, iştahsızlık, karın ağrısı yapabilir. Boğazda ve bademciklerde kızarıklık, bademciklerde büyüme ve üzerlerinde beyaz beyaz iltihabi birikintiler görülebilir . Tanı boğaz kültürü yapılarak konur. Hasta olmayan kişilerde de beta mikrobu bulunabilir, bunlar taşıyıcı olarak adlandırılır ; hastalığı başkalarına bulaştırırlar. Uygun ve yeterli tedavi olmazsa ateşli romatizma, kalp romatizması, eklem iltihapları ve böbrek iltihaplarına yol açabilir.

Başa Dön

Ses Kısıklığı

Basit bir ses teli iltihabından kaynaklanabileceği gibi, gırtlak kanseri gibi önemli bir hastalığın ilk işareti olabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra başlayan ses kısıklıkları genellikle larenjit dediğimiz ses teli iltihaplarına bağlıdır. Alerjik kişilerde veya sesini çok ve kötü kullananlarda da iltihap olmadan ses tellerinde şişme veya kalınlaşmalara bağlı olarak ses kısıklıkları oluşabilir. Ses istirahati ve uygun tedavilerle ses normale döner. Ses tellerinin aşırı zorlanması, çok konuşmak, yüksek tonda konuşmak, bağırmak gibi nedenlerle ses tellerinde yine şişmeler veya kan toplanmaları olur ve ani ses kısıklıklarına yol açabilir. Sesini profesyonel olarak kullanan ( şarkıcı, spiker vb ) kişilerde, tozlu ortamlarda çalışan ve sesini çok kullananlarda (öğretmen, pazarlamacı vb ) sık sık tekrarlayan akut larenjitler sonucu ses telleri kalınlaşıp kronik larenjitler oluşabilir veya ses tellerinde nodül, kist,polip gibi oluşumlar meydana gelerek sürekli bir ses kısıklığına yol açabilir. Sigara ve alkol kullanımı da kronik larenjitin en önemli nedenlerindendir. Mide problemi olanlarda (gastrit, ülser ), asit salgısı fazlaysa kronik larenjite ve uzayan ses kısıklıklarına neden olabilir.

Bir haftayı geçen ses kısıklıklarında özellikle sigara ve alkol kullanımı varsa ve yaş 40 ın üzerinde ise vakit kaybetmeden kulak burun boğaz uzmanına baş vurulmalıdır. Unutmayın gırtlak kanseri hastalarının %90 ı sigara kullanan kişilerdir. Sigara kullanmayan bir insanda gırtlak kanserine hemen hemen hiç rastlanmaz.

Üst solunum yolu enfeksiyonu, sesi kötü kullanma, alerji gibi nedenlerle oluşan akut larenjitlerde uygun ilaç tedavileri ve ses istirahati tedavi için yeterlidir. Ses tellerinin balon gibi şişmesi ( tıptaki adı reinke ödemi ), ses tellerinde et oluşması, kist oluşması gibi durumlarda tedavi cerrahidir. Ses teli nodüllerinin sesin yanlış kullanılması sonucu oluştuğu belirlenmiş olup artık ameliyattan ziyade konuşma terapileri uygulanmaktadır.

Başa Dön

Boyunda Şişlik

Boyun bölgesinde rastlanılan şişliklerde teşhis açısından ;

Kişinin yaşı

Kitlenin ortaya çıkış zamanı

Boyutundaki değişikliler

Ağrılı olup olmadığı

Birlikte bulunan şikayetler (kilo kaybı , ateş , yutma zorluğu , kulak ağrısı , ses kısıklığı , boğaz ağrısı , öksürük , burun akıntısı , burun kanaması , burun tıkanıklığı)

Sigara ve/veya alkol kullanımı

Kanser hastası olup olmadığı

Kedi veya diğer hayvanlarla temas edilip edilmediği

önemlidir.

Gençlerde ve çocuklarda en sık ; burun, boğaz , sinüsler , ağız içi, diş veya diş etlerindeki iltihabi olaylar sonucu boyundaki lenf bezlerinde büyümeler görülür.Genellikle ağrılıdırlar ve hastalığı hemen takiben oluşur.Nadir de olsa lösemi , lenfoma gibi bazı önemli kan hastalıklarında da boyun bölgesindeki lenf bezlerinde büyümeler olur ; antibiyotik tedavisine cevap vermeyen ,yani küçülmeyen lenf bezleri varsa bu hastalıklar ihmal edilmemelidir.

Ülkemizde tüberküloza bağlı boyun lenf bezlerinde büyümelere de çok rastlıyoruz.

Bazı selim karakterli kistik ( içi sıvı dolu kitle ) kitlelere de boyun bölgesinde sık rastlanır.Bir kısmı doğuştan beri mevcuttur ; ancak iltihaplandığı zaman büyüyerek ortaya çıkar.Bu tür kitlelerde kesin tedavi ameliyatla kitlenin çıkartılmasıdır.

Çene altı tükürük bezlerinde iltihaplanma sonucu veya taş oluşumu gibi nedenlerle büyümeler olur ve boynun yan tarafında çene altında şişlik şeklinde kendini gösterebilir.Bazen çok tipik olarak yemek yerken birden şişmeyle ortaya çıkarlar.

Baş ve boyun bölgesindeki organların kanserlerinde de boyun bölgesindeki lenf bezlerinde büyüme olur.Gırtlak kanseri , geniz bölgesinin (nazofarenks) kanseri , dil , dudak , ağız içi , bademcik vb.gibi .Bu tür kanserlerin çoğu iyi bir KBB muayenesiyle tespit edilebilir.Nadir de olsa hiç bir muayene veya görüntüleme metoduyla tespit edilemeyen durumlar vardır.Bu tür durumlarda kitle antibiyotik tedavisine de cevap vermiyorsa Bilgisayarlı Tomografi ve/veya Manyetik Rezonans gibi baş ve boyun bölgesini en ince ayrıntısına kadar gösteren görüntüleme metodlarına başvurulur.

Boyundaki şişliklerin tanısına yönelik yapılan bir işlem de İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi ( İİAB ) denilen bir biyopsi yöntemidir.Burada şişliğe bir iğne batırılarak hücre alınır ve mikroskop altında incelenerek neden kaynaklandığını anlamaya yönelik bilgi elde edilir.Bu da yeterli bilgi sağlamazsa Ameliyathane ortamında kitle çıkartılır ve patoloji laboratuarında incelenerek kesin teşhis öyle konulur.

Başa Dön

Horlama

Çok yaygın olarak görülen bir şikayettir. İnsanların %50 ye yakını zaman zaman horlar. Kilo ve yaşla yakın ilişkilidir. Yaş ilerledikçe ve kilo arttıkça horlama artar. Horlama havayı solurken hava yollarındaki yumuşak dokuların hareketi sırasında oluşan seslerdir.  - -- _Burundaki, genizdeki hava yollarını daraltan nedenler artışa neden olur. Yumuşak damak, küçük dil veya bademcik bölgesindeki sorunlar, dil kökünün aşırı büyük olması horlamaya yol açar.

_Dil ve boğaz kaslarındaki gevşeklik (alkol veya ilaç alanlarda veya çok derin uyuyanlarda )

_Ağız, boğaz bölgesindeki dokuların aşırı büyük olması (bademcik, küçük dil, geniz eti gibi )

_Yumuşak damak veya küçük dilin aşırı sarkık veya uzun olması

_Burun tıkanıklıkları

horlamaya yol açar.

Horlama iki tiptedir. Birisi sadece çevresine rahatsızlık verir, sağlık açısından fazla bir önem oluşturmaz. Diğer grupta ise uyku sırasında sık sık nefes almada kesilmeler olur. Bu durum çok oluyorsa ve uzun süreli nefes almada duraklamalar varsa uyku-apne hastalığı denilen bir hastalıktan bahsedilir ve önemlidir, tedavi gerektirir. Nefesin kesildiği dönemlerde kandaki oksijen seviyesi düşer, kalp ritmi bozulabilir, hayati sorunlar doğabilir. Horlayan insanlar uykunun derin fazına ulaşamaz. Gündüz daha çok uyuklarlar, yorgundurlar ve iş verimleri düşer.

Horlamanın hayati önemi olup olmadığının anlaşılması için uyku laboratuarlarında bir gece kalınarak bazı testler yapılır. Bunun sonucunda da tedaviye ihtiyaç olup olmadığına karar verilir.

Tedavide öncelikle solunum yollarında darlık yapan problemler düzeltilir. Burunla ilgili kemik eğriliği, et oluşumu veya burun etlerinde büyümeler varsa ameliyatla düzeltilmelidir. Geniz eti varsa alınmalıdır. Sinüzit, allerjik nezle gibi durumlar tedavi edilmelidir. Bademcikler çok iriyse alınmalıdır.

Uyku-apne hastalığı olanlarda yukarıdaki sorunlar halledildikten sonra öncelikle ağız ve diş protezleri uygulamaları yapılır, uyku sırasında kullanılan maskeli soluma cihazı uygulamaları denenir. Hasta bunlarla tolere oluyorsa yeterlidir. Ancak hasta bu tür cihazlar kullanmayı istemezse veya cihazlardan da yeterli sonuç alınmazsa horlama ameliyatları dediğimiz bir dizi operasyonlar uygulanır.

Başa Dön

Gırtlak Kanseri

Gırtlak kanserinde risk faktörleri olarak sigara , tütün , alkol kullanımı , mesleki faktörler ve radyasyon sayılabilir.Önlenmesinde en önemli konu sigara içilmesinin kesilmesidir.Sigara bırakıldıktan 6 yıl sonra kanser riski azalır , 15 yıl sonra kanser riski sigara içmeyenlerle aynı seviyeye iner.

Başlıca şikayet ses değişikliğidir.Nefes darlığı , boğazda gıcık hissi , dolgunluk , kan tükürme , yutma zorluğu , kulağa vuran ağrı olabilir . Boyunda kitle oluşabilir. Kilo kaybı görülebilir.

Muayene larenks aynası denilen aynalarla hastanın dili çekilip nefes borusuna indirekt bakılarak yapılabilir , son yıllarda endoskop denilen kameralarla ses telleri daha net ve ayrıntılı olarak görülebilmekte ve daha net teşhis koyulabilmektedir.Bu şekilde yapılan muayenelerle çok yüksek oranda gırtlaktaki olayın iyi veya kötü karakterde olduğu hakkında yorum yapılabilir. Ama kesin tanıyı koymak için Direkt Laringoskopi denilen yöntemle ( özel bir cihazla ses tellerine bakılıp ) biopsi denilen parça alma işlemi yapılır.

Unutulmamalıdır ki sigara içmeyen insanlarda gırtlak kanserine yakalanma riski yok denecek kadar azdır.

Başa Dön

İşitme Cihazları

İşitme cihazı , sesleri kuvvetlendirip kişinin kulağına ileten alet olarak tanımlanır.İşitme cihazının bölümleri :

-Mikrofon ; Tüm yönlerden gelen sese karşı ve belirli yönlerden gelen sese karşı hassas olan iki tipi vardır.Belirli yönlerden gelen sese karşı hassas olan mikrofonlar özellikle gürültülü ortamlarda konuşmayı dinlerken faydalı olurlar.Mikrofonun işitme cihazında nereye yerleştirildiği çok önemlidir.En ideali mikrofonun dış kulak yolu girişinde olacak şekilde yerleştirilmesidir.

-Amplifikatör ; Mikrofondan gelen seslerin şiddetini yükseltir. Son yıllarda gürültü azaltıcı işitme cihazları geliştirilmiştir. Bu cihazlar sessiz ortamda yüksek amplifikasyon yaparlarken , gürültülü ortamlarda daha az amplifikasyon yaparlar.

-Alıcı ; Mikrofon ve alıcı nemden çok kolay zarar görürler ve çalışmazlar .Kanal içi cihazlarda da kulak kiri birikmesi sonucu cihaz zarar görebilir.

-Volum kontrol ;

-Pil ;

-Telecoil ; İşitme cihazlarındaki ‘ T ‘ düğmesi açıldığında mikrofon devreden çıkarak , telecoil devreye girer.Telecoil telefon konuşmalarında kullanılır.

İşitme cihazı tipleri ;

-Cep tipi ; Mikrofon ve amplifikatör cebe yerleştirilen kısımdadır.Alıcı ise kulaklık şeklinde kulağa takılır.Bu tip işitme cihazları daha çok şiddetli işitme kayıplarında kullanılır.

-Gözlük tipi ; Mikrofon ve amplifikatör gözlüğün çerçevesine yerleştirilir Alıcı ise yine kulaklık şeklindedir.

-Kulak arkası tipi ; Cihaz kulağın arkasına takılır ve alıcı dış kulak yolunun içerisine yerleştirilir.Hafiften şiddetliye kadar işitme kayıplarında kullanılır.Kanal içi tipe göre avantajları vardır.Kronik orta kulak iltihabı olan hastalarda dış kulak yolunu tam olarak kapatmayan bir kulaklıkla kullanılabilir.Yine çocuklarda kulak kanalının boyutları değiştiği için kanal içi tipin kullanımı kısıtlıdır.

-Kulak içi tip ; Kulak kepçesinin içine yerleştirilir.Hafiften şiddetliye kadar olan işitme kayıplarında kullanılabilir.Dezavantajları kulak kirinden etkilenmesi ve pilinin küçük olmasıdır.

-Kanal içi tip ; Dış kulak yolunun içine yerleştirilir.Hafif-orta derecede işitme kaybı olanlarda kullanılabilir.Mikrofonun dış kulak yolu girişinde olması avantajıdır.Kulak kirinden etkilenmesi ve şiddetli işitme kayıplarında kullanılmaması dezavantajıdır.

İşitme cihazının hangi hastalara verileceği , hangi kulağa takılacagı ve ne tip cihaz kullanılacağı konusunda karar vermek için iyi bir değerlendirme yapılmalıdır.İşitme kaybının ilaçla ya da cerrahi olarak düzeltilebileceği hastalarda işitme cihazı verimeden önce hastalığın tedavisi yoluna gidilmelidir.

İşitme kaybı ortalaması 25 dB den daha iyi ise işitme cihazı önerilmez. 26-40 dB arasında ise hastanın işine ve konumuna göre , sürekli ya da özel durumlarda kullanılmak üzere cihaz verilebilir.41-55 dB arası kayıplarda işitme cihazı verilmesi gereklidir.Daha şiddetli kayıplarda da işitme cihazı faydalıdır ancak özellikle kaybın 80 dB i aştığı durumlarda ses tonundaki yükseklik tolere edilemeyebilir.

Konuşmayı ayırdetme skoru ( speech discriminasyon) cihazdan fayda görülüp görülemeyeceği konusunda yardımcı olur.

Genel olarak işitme kaybının iki taraflı ve eşit seviyede olduğu durumlarda iki kulağa da cihaz kullanmak daha faydalıdır.

Tek kulağa işitme cihazı kullanılacağı zaman , kulak seçimi şu kriterlere göre yapılır.Konuşmayı ayırd etme skoru daha iyi olan kulak tercih edilir.Bu skorlar eşitse işitme kaybının daha fazla olduğu veya iletim tipi işitme kaybının daha fazla olduğu kulak seçilir.

Bir kulağı normal ancak diğer kulağında şiddetli işitme kaybı olan hastalarda duymayan kulağa yerleştirilen mikrofon ve duyan kulağa konulan alıcı ile kötü kulak tarafından gelen sesler de duyulabilir.Bir kulağı tamamen duymayan , diğer kulağında da şiddetli olmayan işitme kaybı mevcut ise her iki kulağa mikrofon takılıp sadece iyi kulağa alıcı yerleştirmekle işitme rehabilitasyonu yapılabilir.

Başa Dön

 

OP.  DR.  Serhat ÖZKAN
www.drkbb.com  adresinden alınmıştır.